Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN
 

Çağdaş Akademinin Trajedisi

Bilginin değeri sayılabilir mi? Yayın, Atıf, Q1 akademik başarının ölçütleri olursa ne olur? Üniversitenin ne işe yaradığı sorusu bir zamanlar oldukça ciddi bir felsefi soruydu. Hakikati araştırmak mı? Bilgiyi çoğaltmak mı? Öğrenci yetiştirmek mı? Toplumun yerleşik kabullerini sorgulamak mı? İnsanlığın henüz cevabını bilmediği soruların peşinden gitmek mi? Bugün bunların yanına çok daha pratik bir soru eklenmiş görünüyor: “Kaç yayınınız var?” Ardından diğerleri gelir:  “Kaçı Q1?” “Kaç atıf?” “h-indeksiniz kaç?” “Web of Science’da taranıyor mu?” “İlk isim misiniz?” “Sorumlu yazar mısınız?” Ve nihayet çağdaş akademinin metafizik sorusu: “Bu çalışmadan yayın çıkar mı?” İroni şuradadır: Bir araştırmanın bilimsel değerini ölçmek amacıyla geliştirdiğimiz araçlar, zamanla hangi araştırmaların yapılacağına karar vermeye başlamıştır. Termometre artık yalnızca ateşi ölçmemektedir. Hastaya kaç derece olması gerektiğini de söylemektedir. Ölçmek ile değer vermek aynı şey midir? Modern kurumların ölçmeye ihtiyacı vardır. Binlerce akademisyenin çalıştığı bir sistemde atama, yükseltme, fon dağıtımı ve kurumsal değerlendirme yalnızca kişisel kanaatlerle yürütülemez. Dolayısıyla sorun bibliyometri değildir. Sorun, bibliyometrinin epistemolojiye dönüşmesidir. Yani “Bu makale çok atıf aldı” önermesinden, “Bu makale çok değerlidir” sonucuna geçmek. “Bu dergi Q1” önermesinden, “Burada yayımlanan her çalışma yüksek niteliklidir” sonucunu çıkarmak. “Bu akademisyenin h-indeksi yüksek” önermesinden “Bu akademisyen daha iyi bilim insanıdır” sonucuna ulaşmak. Bunların hiçbiri zorunlu olarak doğru değildir. Çünkü ölçülebilen şey ile değerli olan şey aynı kategori değildir. Bir makalenin kaç kez atıf aldığını sayabiliriz. Fakat bir öğrencinin düşünme biçimini değiştiren öğretmenin etkisini hangi indeks sayacak? Yıllar boyunca nadir bir hastalık üzerine çalışan araştırmacının bir aileye doğru tanı koymasının değerini hangi ölçek ölçecek? Yıllarca kimsenin ilgilenmediği bir problemi araştırıp daha sonra alanın yönünü değiştiren bilim insanının ilk on yıllık “verimsizliğini” hangi performans sistemi tolere edecek? Akademinin temel problemi burada ortaya çıkar: Kolay ölçülebileni, önemli olanla karıştırıyoruz. Goodhart Yasasına göre, bir ölçüt veya metrik tek başına bir hedef haline geldiğinde, artık iyi bir ölçüt olmaktan çıkar, iyi bir gösterge olma özelliğini kaybetmeye başlar. Akademik üretimde yayın sayısı başarı kriteri yapılırsa insanlar daha fazla yayın üretmeye yönelir. Atıf ödüllendirilirse atıf artırmanın yolları aranır. Q1 yayın yükselmenin anahtarı yapılırsa araştırma sorusundan önce hedef dergi düşünülmeye başlanır. Sistem, “Bilime önemli katkı yap” demez artık. Daha ölçülebilir bir talepte bulunur: “Önemli katkı yapmış gibi ölçülebilecek çıktılar üret.” İkisi arasındaki fark, çağdaş akademinin trajedisidir.
Ekleme Tarihi: 31 Ağustos 2026 -Pazartesi
Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN

Çağdaş Akademinin Trajedisi

Bilginin değeri sayılabilir mi?

Yayın, Atıf, Q1 akademik başarının ölçütleri olursa ne olur?

Üniversitenin ne işe yaradığı sorusu bir zamanlar oldukça ciddi bir felsefi soruydu.

Hakikati araştırmak mı?

Bilgiyi çoğaltmak mı?

Öğrenci yetiştirmek mı?

Toplumun yerleşik kabullerini sorgulamak mı?

İnsanlığın henüz cevabını bilmediği soruların peşinden gitmek mi?

Bugün bunların yanına çok daha pratik bir soru eklenmiş görünüyor: “Kaç yayınınız var?”

Ardından diğerleri gelir:

 “Kaçı Q1?”

“Kaç atıf?”

“h-indeksiniz kaç?”

“Web of Science’da taranıyor mu?”

“İlk isim misiniz?”

“Sorumlu yazar mısınız?”

Ve nihayet çağdaş akademinin metafizik sorusu: “Bu çalışmadan yayın çıkar mı?”

İroni şuradadır: Bir araştırmanın bilimsel değerini ölçmek amacıyla geliştirdiğimiz araçlar, zamanla hangi araştırmaların yapılacağına karar vermeye başlamıştır.

Termometre artık yalnızca ateşi ölçmemektedir. Hastaya kaç derece olması gerektiğini de söylemektedir.

Ölçmek ile değer vermek aynı şey midir?

Modern kurumların ölçmeye ihtiyacı vardır.

Binlerce akademisyenin çalıştığı bir sistemde atama, yükseltme, fon dağıtımı ve kurumsal değerlendirme yalnızca kişisel kanaatlerle yürütülemez.

Dolayısıyla sorun bibliyometri değildir.

Sorun, bibliyometrinin epistemolojiye dönüşmesidir.

Yani “Bu makale çok atıf aldı” önermesinden, “Bu makale çok değerlidir” sonucuna geçmek.

“Bu dergi Q1” önermesinden, “Burada yayımlanan her çalışma yüksek niteliklidir” sonucunu çıkarmak.

“Bu akademisyenin h-indeksi yüksek” önermesinden “Bu akademisyen daha iyi bilim insanıdır” sonucuna ulaşmak.

Bunların hiçbiri zorunlu olarak doğru değildir.

Çünkü ölçülebilen şey ile değerli olan şey aynı kategori değildir.

Bir makalenin kaç kez atıf aldığını sayabiliriz.

Fakat bir öğrencinin düşünme biçimini değiştiren öğretmenin etkisini hangi indeks sayacak?

Yıllar boyunca nadir bir hastalık üzerine çalışan araştırmacının bir aileye doğru tanı koymasının değerini hangi ölçek ölçecek?

Yıllarca kimsenin ilgilenmediği bir problemi araştırıp daha sonra alanın yönünü değiştiren bilim insanının ilk on yıllık “verimsizliğini” hangi performans sistemi tolere edecek?

Akademinin temel problemi burada ortaya çıkar: Kolay ölçülebileni, önemli olanla karıştırıyoruz.

Goodhart Yasasına göre, bir ölçüt veya metrik tek başına bir hedef haline geldiğinde, artık iyi bir ölçüt olmaktan çıkar, iyi bir gösterge olma özelliğini kaybetmeye başlar.

Akademik üretimde yayın sayısı başarı kriteri yapılırsa insanlar daha fazla yayın üretmeye yönelir. Atıf ödüllendirilirse atıf artırmanın yolları aranır. Q1 yayın yükselmenin anahtarı yapılırsa araştırma sorusundan önce hedef dergi düşünülmeye başlanır.

Sistem, “Bilime önemli katkı yap” demez artık.

Daha ölçülebilir bir talepte bulunur: “Önemli katkı yapmış gibi ölçülebilecek çıktılar üret.”

İkisi arasındaki fark, çağdaş akademinin trajedisidir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve torostimes.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.