Modern insanın en büyük yanılgılarından biri belki de şudur: Görünür olanı değerli, ses çıkaranı önemli sanmak…
Bugün birçok şey kendini anlatabildiği ölçüde kıymet kazanıyor. İnsanlar yaptıklarından çok, yaptıklarını nasıl gösterdikleriyle değerlendiriliyor. Gürültü, hakikatin önüne geçiyor; vitrin, temelin yerini alıyor.
Geçtiğimiz günlerde karşıma çıkan bir hikâye bu düşünceyi yeniden hatırlattı.
Yeni nesil bir çay makinesi… Suyu kaynayınca haber veriyor, çayın hazır olduğunu sesle bildiriyor. İnsanlar bu teknolojik özelliğe hayran kalıyor:
“Ne kadar akıllı bir makine yapmışlar!”
Oysa eski çay makinesi de yıllarca aynı vazifeyi yerine getirmişti. Suyu ısıtmış, çayı demlemiş, görevini eksiksiz yapmıştı. Fakat bir farkı vardı: Konuşmuyordu.
İşini sessizce yapıyor, kendisini öne çıkarmıyor, sadece vazifesini yerine getiriyordu.
Belki de insan hayatındaki en büyük imtihanlardan biri burada başlıyor:
Yapılan işin mi, yoksa anlatılan işin mi daha çok değer gördüğü…
Çünkü hakikat çoğu zaman sessizdir.
Sessizliğin İçindeki Asalet
İnsanın gerçek karakteri, çoğu zaman alkış aldığı anlarda değil; kimsenin görmediği zamanlarda ortaya çıkar.
Bir insan düşünün. Acı çekiyor, mücadele ediyor, ağır bir yük taşıyor. Fakat bunu bir gösteriye dönüştürmeden, sabırla ve vakar içinde sürdürüyor.
Onun sessizliği zayıflık değildir. Aksine, iç dünyasında büyük bir direncin ve iradenin işaretidir.
Buna karşılık bazı insanlar yaşadığı her şeyi görünür kılma ihtiyacı hisseder. Acısını, başarısını, fedakârlığını sürekli anlatır. Çünkü çağımız insana sadece yaşamayı değil, kendini sergilemeyi de öğretiyor.
Oysa insanın değeri, ne kadar ses çıkardığıyla değil; ne kadar sorumluluk taşıdığıyla ölçülmelidir.
Toprağın Sessiz Öğretisi
Toprak bize bu hakikati her yıl yeniden öğretir. Bir çiftçi aylar boyunca çalışır. Tohumu eker, yağmuru bekler, güneşin altında ter döker. Onun emeği sessizdir. Tarlada büyük sözler söylenmez; sadece sabır, emek ve bekleyiş vardır. Sonra o buğday ekmeğe dönüşür ve soframıza gelir. Biz çoğu zaman ekmeğin sıcaklığını hissederiz ama o ekmeğin arkasındaki elleri görmeyiz.
Oysa medeniyet, sadece ortaya çıkan eserlerle değil; o eserleri meydana getiren görünmez emeklerle yükselir.
İnsan Yetiştirmek ve Sessiz Mimarlar
Bu durum eğitimde de kendini gösterir. Bir sınıfta her zaman kendini belli eden öğrenciler vardır. Soru sorar, konuşur, öne çıkarlar. Elbette bu gayret değerlidir. Fakat bir de sessizce sınıfın ruhunu taşıyan öğrenciler vardır.
Arkadaşına saygı gösteren, öğretmenini dikkatle dinleyen, huzuru bozmayan, sorumluluğunu yerine getiren öğrenciler…
Onlar belki çok görünmezler ama sınıfın ahlaki iklimine katkı sağlarlar. Çünkü eğitim sadece bilgi aktarmak değildir. Eğitim, insanın iç dünyasını inşa etme çabasıdır.
Bir toplumun geleceği; sadece başarılı görünenlerle değil, karakteri sağlam insanlar yetiştirmekle mümkündür.
Görünmeyen İnsanların Büyük Sorumluluğu
Ailelerde, iş yerlerinde, toplumun her alanında böyle insanlar vardır.
Kimsenin fark etmediği yükleri taşıyanlar…
Bir kırgınlığı büyümeden bitirenler…
Bir sorunu sessizce çözenler…
Görevini kimse takdir etmese bile hakkıyla yapanlar…
Onlar çoğu zaman alkışların uzağındadır. Çünkü yaptıkları şey gösterişli değildir.
Fakat hayatın devamını sağlayan asıl güç, çoğu zaman onların omuzlarındadır.
Bir binanın süslü cephesi herkesin dikkatini çekebilir. Fakat o binayı ayakta tutan şey, görünmeyen temelidir.
İnsan da böyledir.
Şahsiyet, dışarıya gösterilen görüntüden değil; içeride taşıdığı sağlamlıktan oluşur.
Alkıştan Daha Büyük Bir Değer
Belki de çağımızın yeniden öğrenmesi gereken şey şudur:
Her değerli şey ses çıkarmaz.
Güneş doğarken kendisini ilan etmez. Ağaç meyve verirken alkış beklemez. Toprak ürün yetiştirirken kendisini öne çıkarmaz.
Hakiki değer, çoğu zaman sessiz bir şekilde ortaya çıkar.
Bu yüzden artık sadece konuşanı değil; taşıyanı, sadece göstereni değil; yapanı, sadece alkış alanı değil; emek vereni de görmeyi öğrenmeliyiz.
Çünkü insanı büyük yapan şey, ne kadar dikkat çektiği değil; kimsenin görmediği yerde ne kadar doğru kaldığıdır.
Belki de hayatımızdaki sessiz kahramanlara dönüp bir kez olsun şunu söylemenin zamanıdır:
“İyi ki varsın.”
Çünkü dünya, en çok ses çıkaranların değil; sessizce sorumluluk alanların emeğiyle ayakta durur.
Sevgiyle Kalın

