Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Seher  TAHSİN
Köşe Yazarı
Seher TAHSİN
 

Eğitimde Sınırların Çöküşü: Ateş düştüğü yeri yakar!

Fatma Nur Çelik öğretmenimizin kaybının ağırlığını omuzlarımızda taşırken maalesef çok zaman geçmeden Şanlıurfa’dan sonra Kahramanmaraş’ta okulda silahlı saldırısı belimizi bükerek hepimizi derinden üzdü. Hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına sabır diliyorum. Saldırıda yaralılara da acil şifalar diliyorum. Okullarımızda ardı ardına yaşanılan saldırılar ne yazık ki eğitimin kalitesinden ziyade koridorlara sızan şiddetin ve kontrolsüz bir öfkenin yankıları haline geldi. Ahlaki değerlerdeki çürümenin somut örneklerine bugün okullarda çok daha yakından tanık oluyoruz. Çürüme, bozulmak, kokuşmak asıl kimliğini kaybetmektir. Bazen bir toplumun yavaş yavaş değişmesidir. Artık çürük kokusunu içimize kadar hissediyoruz. Çürük birden oluşmaz. Yavaş yavaş kendini gösterir. Ahlaksız Ahlak başlığı altında yazdığım yazıda” Çürümenin çaresi bulunur fakat bozulmanın çaresi yoktur.” ifadesini kullanmıştım. Bu çürümenin panzehir vermemizin imkânı varken sanki bozulma sürecinin deneyini yapar gibiyiz. Yaşadığımız bu vahşet sürecini tek bir nedene de indirgemeyi de doğru bulmuyorum. Çocuğun ilk öğretmeni anne babadır. Küçük yaşta erdem ahlakını öğretmesi gereken ailedir. Bundan dolayıdır ki nedeninin ilk sıralamasını elbette aileye aittir. Özgürlük adı altında yetiştirdiğimiz çocuklarımızı ne izlediğini, kimlerle takıldığını, davranışlarında hangi yönde değişim gösterdiğini, kontrol sürecini takipten çıkararak aman psikolojisi bozulmasın özgüveni sarsılmasın düşüncesiyle öte git diyemez durumdayız. Ağaç yaş iken eğilir atasözümüzün haklılık yanını anlamsız bulduk. Değerlerimizi, kültürümüzü ve inancımızı kayda almadık. Özgüvenli olsun diye yetiştirilen çocuğun her istediğini yapması disiplinsizliktir. Özgürlük değildir. Öğretmen yol gösteren bir rehberdir. Öğretmen, ailenin evde vermediği temel ahlaki değerleri ve kazandıramadığı özdenetimi sıfırdan inşa etmekle yükümlü bir terbiye memuru değildir. Veliyi uyardığında "Çocuğumun psikolojisini bozamazsınız" diyerek öğretmenin otoritesini sarsan her ebeveyn aslında kendi çocuğunun karakter gelişimine en büyük darbeyi vurmaktadır. Eğitimciler, ailelerin eksik bıraktığı disiplini tamamlamak uğruna ne huzurlarından ne de can güvenliklerinden feragat etmek zorundadır. Buna rağmen her öğretmen öğrencilerinin tırnağına zarar gelmesin diye fedakârlık yapmaktan kaçmamaktadır. Nitekim bu fedakârlığı gösteren Kahramanmaraş’taki okul saldırısında Ayla Kara öğretmenimiz öğrencilerine kendini siper ederek hayatını kaybetmiştir. Hele bir şarkı nakaratı var ki  “ Anlaşamadığın adamı bıçakla ” bir suçu şiddet eylemini müzikle birleştirildi. Gençlere bir seçenek haline getirildi. Buna da fikir özgürlüğü diye toplum alkışladı. Reyting uğruna birileri bu kişileri programlarına çıkararak para kazanmaya devam edecek. Peki, bedeli kim ödeyecek? Bu şarkıyı dinleyen gençte sokağa çıkıp anlık öfkesiyle insanların canına kıyıp morga gönderecek. İşte birileri para kazansın diye birileri ölecek. Toplum olarak manevi duygularımızdan daha çok maddeye önem verdik. Sürekli para ve üstünlük vurgusu gençlere ne kazandırdı. Görülüyor ki ne sekülerleşme ne tuvalet temizliğinden haberdar olmayan yamyam batıyı modern olarak gösterilmesi, pedagoji eğitimi ve eğitim dünyasının akademik beyinlerinin yazdığı, tozlu raflarda bilimsel makalelerin bekletilmesi işe yaramadığı aşikârdır. Türkiye Yüzyılı Maarif Model’inde ise "Erdemler Çatısı" adalet, saygı ve sorumluluğu temel alır. Yetkin ve erdemli insanı ontolojik olarak ruh ve bedenle hazırlar. İnsanı yaşanabilir çevre, huzurlu aile ve toplum, huzurlu insanı hedefler. Ancak bu çatı, sadece kâğıt üzerinde bir model veya sınavda sorulacak soru olmamalıdır. Erdem, sadece sınav kâğıdında işaretlenen bir şık değil sokaktaki insanın vicdanı, devletin ise koruma kalkanıdır. Eğitimin amacı bilgi yüklemek değil, akademinin yol göstericileriyle bu erdemleri birer eylem kalkanına dönüştürülerek ancak maarifin hedeflerine ulaşılabilir. Aynı yanlışlarda ısrar etmekten vazgeçmeli akademinin çözümlerini kavramlara boğmadan bir an önce gerçekleştirerek tedbiri takdirden önce alınmalıdır. Bir öğretmenin okulda, bir doktorun hastanede, bir annenin evinde can korkusu taşıması toplumun erdem basamaklarından ne kadar uzaklaştığının kanıtıdır. Mademki her eğitimde "öngörü “den bahsediyoruz, o halde bu öngörüyü neden uygulamaya sunamıyoruz? Bizim en büyük hatamız bir çocuk çukura düşer canı yanar biz o çukuru ancak o zaman kapatırız. Tehlikeli durumları önceden sezmek bir lütuf değil huzurlu bir toplumun asli zorunluluğudur. Sonuç: Öğretmen öğrencinin yanlış hareketini uyardığında, veli çocuğumun psikolojisini bozamazsın şikâyet ederim tehdidiyle Devletin bu vahşetlerin bir daha yaşanmaması için caydırıcılığı olan yaptırım uygulamadıkça Teknolojiyi kullanmada sınır çizilmedikçe RTÜK dizilerin zehirli olanlarını ayırmadıkça Okumak istemeyen çocukları zorla okulda tutulmaya devam edildikçe Ahlak dışı ve mafya dizilere alkış tutuldukça Değerlerimizin, kültürümüzün uygulanması yönde talimat gönderildiğinde, laik ve şeriat tartışması çıktığı sürece Aynı düşünceye sahip olmayan farklı fikirleri siyaset yakıştırması yapıldığı sürece bizden ne köy olur ne de kasaba. Peki, bu çürümenin önüne geçmek için umut yok mu? Bizdeki umut, gence uzatılan mikrofona hangi sanatçıyı seviyorsunuz sorusuna ”Neşet Ertaş” cevabı veren ve onun eserlerini söyleyen genç, okulda bulduğu parayı cebine indirmeden okul idaresine teslim eden öğrenci, hav havlayan değil dillerinden düşürmeyen hu der Allah’ı öğrenenler olduğu sürece umut kapısı sonuna kadar açık olacaktır. Gerçekten İnsan olmak çok zor değil. Biz önce kendimizi gözden geçirmeli zihnimizdeki zehirlenmişliğimizi foşur foşur temizlemeli ve toplumumuzu yeniden kendi değerlerimizin ayarlarıyla yapılandırmalıyız. Sevgiyle Kalın.
Ekleme Tarihi: 18 Nisan 2026 -Cumartesi
Seher  TAHSİN

Eğitimde Sınırların Çöküşü: Ateş düştüğü yeri yakar!

Fatma Nur Çelik öğretmenimizin kaybının ağırlığını omuzlarımızda taşırken maalesef çok zaman geçmeden Şanlıurfa’dan sonra Kahramanmaraş’ta okulda silahlı saldırısı belimizi bükerek hepimizi derinden üzdü. Hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına sabır diliyorum. Saldırıda yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Okullarımızda ardı ardına yaşanılan saldırılar ne yazık ki eğitimin kalitesinden ziyade koridorlara sızan şiddetin ve kontrolsüz bir öfkenin yankıları haline geldi. Ahlaki değerlerdeki çürümenin somut örneklerine bugün okullarda çok daha yakından tanık oluyoruz. Çürüme, bozulmak, kokuşmak asıl kimliğini kaybetmektir. Bazen bir toplumun yavaş yavaş değişmesidir. Artık çürük kokusunu içimize kadar hissediyoruz. Çürük birden oluşmaz. Yavaş yavaş kendini gösterir. Ahlaksız Ahlak başlığı altında yazdığım yazıda” Çürümenin çaresi bulunur fakat bozulmanın çaresi yoktur.” ifadesini kullanmıştım. Bu çürümenin panzehir vermemizin imkânı varken sanki bozulma sürecinin deneyini yapar gibiyiz. Yaşadığımız bu vahşet sürecini tek bir nedene de indirgemeyi de doğru bulmuyorum.

Çocuğun ilk öğretmeni anne babadır. Küçük yaşta erdem ahlakını öğretmesi gereken ailedir. Bundan dolayıdır ki nedeninin ilk sıralamasını elbette aileye aittir. Özgürlük adı altında yetiştirdiğimiz çocuklarımızı ne izlediğini, kimlerle takıldığını, davranışlarında hangi yönde değişim gösterdiğini, kontrol sürecini takipten çıkararak aman psikolojisi bozulmasın özgüveni sarsılmasın düşüncesiyle öte git diyemez durumdayız. Ağaç yaş iken eğilir atasözümüzün haklılık yanını anlamsız bulduk. Değerlerimizi, kültürümüzü ve inancımızı kayda almadık.

Özgüvenli olsun diye yetiştirilen çocuğun her istediğini yapması disiplinsizliktir. Özgürlük değildir. Öğretmen yol gösteren bir rehberdir. Öğretmen, ailenin evde vermediği temel ahlaki değerleri ve kazandıramadığı özdenetimi sıfırdan inşa etmekle yükümlü bir terbiye memuru değildir. Veliyi uyardığında "Çocuğumun psikolojisini bozamazsınız" diyerek öğretmenin otoritesini sarsan her ebeveyn aslında kendi çocuğunun karakter gelişimine en büyük darbeyi vurmaktadır. Eğitimciler, ailelerin eksik bıraktığı disiplini tamamlamak uğruna ne huzurlarından ne de can güvenliklerinden feragat etmek zorundadır. Buna rağmen her öğretmen öğrencilerinin tırnağına zarar gelmesin diye fedakârlık yapmaktan kaçmamaktadır. Nitekim bu fedakârlığı gösteren Kahramanmaraş’taki okul saldırısında Ayla Kara öğretmenimiz öğrencilerine kendini siper ederek hayatını kaybetmiştir.

Hele bir şarkı nakaratı var ki  “ Anlaşamadığın adamı bıçakla ” bir suçu şiddet eylemini müzikle birleştirildi. Gençlere bir seçenek haline getirildi. Buna da fikir özgürlüğü diye toplum alkışladı. Reyting uğruna birileri bu kişileri programlarına çıkararak para kazanmaya devam edecek. Peki, bedeli kim ödeyecek? Bu şarkıyı dinleyen gençte sokağa çıkıp anlık öfkesiyle insanların canına kıyıp morga gönderecek. İşte birileri para kazansın diye birileri ölecek.

Toplum olarak manevi duygularımızdan daha çok maddeye önem verdik. Sürekli para ve üstünlük vurgusu gençlere ne kazandırdı. Görülüyor ki ne sekülerleşme ne tuvalet temizliğinden haberdar olmayan yamyam batıyı modern olarak gösterilmesi, pedagoji eğitimi ve eğitim dünyasının akademik beyinlerinin yazdığı, tozlu raflarda bilimsel makalelerin bekletilmesi işe yaramadığı aşikârdır.

Türkiye Yüzyılı Maarif Model’inde ise "Erdemler Çatısı" adalet, saygı ve sorumluluğu temel alır. Yetkin ve erdemli insanı ontolojik olarak ruh ve bedenle hazırlar. İnsanı yaşanabilir çevre, huzurlu aile ve toplum, huzurlu insanı hedefler. Ancak bu çatı, sadece kâğıt üzerinde bir model veya sınavda sorulacak soru olmamalıdır.

Erdem, sadece sınav kâğıdında işaretlenen bir şık değil sokaktaki insanın vicdanı, devletin ise koruma kalkanıdır. Eğitimin amacı bilgi yüklemek değil, akademinin yol göstericileriyle bu erdemleri birer eylem kalkanına dönüştürülerek ancak maarifin hedeflerine ulaşılabilir. Aynı yanlışlarda ısrar etmekten vazgeçmeli akademinin çözümlerini kavramlara boğmadan bir an önce gerçekleştirerek tedbiri takdirden önce alınmalıdır.

Bir öğretmenin okulda, bir doktorun hastanede, bir annenin evinde can korkusu taşıması toplumun erdem basamaklarından ne kadar uzaklaştığının kanıtıdır. Mademki her eğitimde "öngörü “den bahsediyoruz, o halde bu öngörüyü neden uygulamaya sunamıyoruz? Bizim en büyük hatamız bir çocuk çukura düşer canı yanar biz o çukuru ancak o zaman kapatırız. Tehlikeli durumları önceden sezmek bir lütuf değil huzurlu bir toplumun asli zorunluluğudur.

Sonuç:

Öğretmen öğrencinin yanlış hareketini uyardığında, veli çocuğumun psikolojisini bozamazsın şikâyet ederim tehdidiyle

Devletin bu vahşetlerin bir daha yaşanmaması için caydırıcılığı olan yaptırım uygulamadıkça

Teknolojiyi kullanmada sınır çizilmedikçe

RTÜK dizilerin zehirli olanlarını ayırmadıkça

Okumak istemeyen çocukları zorla okulda tutulmaya devam edildikçe

Ahlak dışı ve mafya dizilere alkış tutuldukça

Değerlerimizin, kültürümüzün uygulanması yönde talimat gönderildiğinde, laik ve şeriat tartışması çıktığı sürece

Aynı düşünceye sahip olmayan farklı fikirleri siyaset yakıştırması yapıldığı sürece bizden ne köy olur ne de kasaba.

Peki, bu çürümenin önüne geçmek için umut yok mu?

Bizdeki umut, gence uzatılan mikrofona hangi sanatçıyı seviyorsunuz sorusuna ”Neşet Ertaş” cevabı veren ve onun eserlerini söyleyen genç, okulda bulduğu parayı cebine indirmeden okul idaresine teslim eden öğrenci, hav havlayan değil dillerinden düşürmeyen hu der Allah’ı öğrenenler olduğu sürece umut kapısı sonuna kadar açık olacaktır.

Gerçekten İnsan olmak çok zor değil. Biz önce kendimizi gözden geçirmeli zihnimizdeki zehirlenmişliğimizi foşur foşur temizlemeli ve toplumumuzu yeniden kendi değerlerimizin ayarlarıyla yapılandırmalıyız.

Sevgiyle Kalın.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve torostimes.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.