Modern fetihler önce kültür fethi ile başlar. Savaşlarda kullanılan silahlar da insan yapımı. Ancak gerçek fetih kültür ile gerçekleşir veya fethin ilk adımı kültür fethidir. Antik Hindistan'da Maurya İmparatoru olan Chandragupta Maurya (MÖ 350-295) binlerce yıl önce şöyle ifade etmiştir:
“Bir ulusu yenmek için silahlara ihtiyacınız yok, sadece kültürünü zayıflatmanız yeterli. Bir ülke savaşta düşebilir, ancak halkı değerlerine bağlı kalırsa, yine de ayakta kalır. Ancak bencil güdüler halkını böldüğünde, kültür solmaya başlar. Ve yavaş yavaş, bir zamanlar güçlü ve birleşik olan bir ulus yok olur"
Yakından incelediğimizde, kişisel hayatlarımız ve toplumumuzun adeta yabancı kültürlerin etkisi altında kaldığını, sanki bir kültürel akının hedefi olduğumuzu fark edebiliriz. Bu gerçekten hareketle, ülkemizin kültürel açıdan işgal altında olduğu yorumunu yapabiliriz. Ya da en azından, ülkemizin kültürel bir istila tehlikesiyle yüzleştiği düşüncesi, doğru bir değerlendirme olacaktır.
Fakat burada dikkate değer bir mesele bulunuyor. Yerel adetlerle küresel medeniyet arasındaki farklılığı ve bağlantıyı nasıl değerlendirmeliyiz? Ülkesel benliğimiz evrensel kültürün bir bölümü olsa da, evrensel kültür bizim öz kültürümüzden farklıdır.
Kültürümüzü yegane ve en kapsamlı olarak algılamak yerine, modası geçmiş ve geçerliliğini yitirmiş yönlerinin olduğunu anlamalıyız. Bu köhne kısımların yerine yenilerini eklemek, kültürümüzü global kültüre entegre etmekle aynı şey değildir. Kendi kültürümüzdeki demode olmuş öğeleri evrensel kültürden edinmek, geleneksel yapının tamamının ortadan kalktığı manasına gelmez.
Günümüzde, bilgi iletişim araçlarının yaygınlığı ve bilginin dünya çapında dolaşımı düşünüldüğünde, farklı kültürlerin etkileşime girmesi ve kaynaşması beklenen bir durumdur. Ancak bu etkileşim, herhangi bir kültürün diğerine baskın gelmesine neden olmamalıdır. Aslında bu süreç, kendi kültürümüzün temel değerlerini koruyarak onu yeniden şekillendirmek demektir.
Bu kültürel etkileşim ve ilerleme sürecinde oluşturulan kültür stratejileri, bir kültürün baskınlığına veya diğer kültürlerin istilasına yol açmayacak şekilde düzenlenmeli ve hayata geçirilmelidir. Aksi takdirde, sömürgeciliğin modern bir biçimi uygulanmış olur. Kültürel istila veya işgal, beraberinde askeri ve ekonomik zorlama ve tahakkümü de getirir.
Kültürel nüfuz, sömürgeciliğin göze çarpmayan fakat hayati bir unsuru şeklinde değerlendirilir. Bu ifade, Batı'nın iktisadi veya siyasi üstünlüğünden ziyade, kültürel baskısını ön plana çıkarmak amacıyla kullanılır.
Kültürümüz bizimle birlikte bir bütündür ve kültürümüz istilaya yolu ile önemsiz parçalara ayrılıp yok edilmemelidir.
Kültürel istila silahla savaştan daha etkili ve kalıcı sonuçlar doğurur.

