Hem tarih içinde yer alan toplumların hem de günümüzdeki toplumların sosyal, politik, ekonomik ve bilimsel fikirleri ve uygulamaları üzerinde metafiziğin kozmolojik, teolojik, antropolojik ve ontolojik yönlerinin etkisini görmek mümkündür.
Bu bağlamda eğitim, tüm bu alanları içine aldığı için ve bu alanlarda insan davranışlarını ve düşüncelerini etkilediği ve belirlediği için, metafizik dünyanın dışında bir alan olarak düşünülemez. Nihai gerçeklik sorunu eğitimle ilgili bir kavramının merkezinde yer alırken aynı zamanda metafiziğin merkezinde de olması anlamına gelmektedir.
Bir okulun, ailenin, caminin veya kilisenin eğitim programının gerçeğe dayanması beklenir. Eğitimle ilgili kurumların hepsinde gerçeği arayışa önem verilir ve eğitim programlarının ve içeriğinin hayali olmaması, toplumun, hayatın ve dünyanın gerçeği üzerine odaklanması, gerçeklerle çelişmemesi gerekmektedir. Toplumun veya bireylerin farklı metafiziksel düşünceleri ve inançları, eğitime farklı yaklaşımları doğurur.
Metafizik düşünce ve inançlar eğitim sistemini şekillendirir ve eğitim sisteminde farklılıklar meydana getirir. Farklı cemaat ve dini yapıların özel eğitim kurumları, eğitim amaçları ve bu kurumlara yatırım yapmalarının gerekçeleri metafizik inanç ve düşüncelerin farklı olmasından kaynaklanmaktadır.
Ayrıca, bir toplumda açık olan ve devam eden Müslüman, Hıristiyan, Yahudi ve diğer farklı metafizik inanç ve fikirlere sahip insanların resmi olarak var olandan farklı eğitim kurumları oluşturmaları ve farklı eğitim kurumları ve programları geliştirmeleri eğitim ile metafizik arasındaki bağlantıyı göstermektedir.
Hıristiyanlık açısından bakıldığında, Avanjelist, Katolik, Protestan düşünce ve inançlara sahip olan insanların farklı eğitim anlayışlarını gösteren kurumlar oluşturmaları dikkat çekicidir. Aynı şekilde Müslüman bireylerin farklı mezheplere veya cemaatlere göre oluşturdukları eğitim kurumları olması da metafizik gerçeklik ile eğitim arasındaki bağlantıyı göstermektedir.
Ayrıca, mistik ve sufi inançlara sahip insanların da farklı eğitim kurumları ve programları vardır. Burada toplumda var olan metafizik inançlara bağlı olarak din, mezhep, tarikat gibi metafizik gerçekliğe dayalı toplumsal oluşumların oluştuğu ve her farklı oluşumun kendi metafizik gerçekliğine uygun eğitim anlayışı ve bu anlayışı yansıtan kurumu oluşturduğu dikkat çekmektedir.
Bu metafizik gerçeklik nihai gerçekliğin doğasına, Tanrının varlığına, Tanrının insan ilişkilerindeki rolüne, insan doğasında Tanrının yerine ve nihayetinde Tanrının kulları ile olan ilişkilerinde belirleyici olan metafizik inançlardır. Toplum içinde yer alan erkeklerin ve kadınların durumları ve rolleri bile metafizik inançlardan doğrudan etkilenmektedir.
Metafizik inanç için insanların kendilerini feda ettiklerini, metafizik inançlardan dolayı tarih içinde çok sayıda savaşlar bile yapıldığı dikkate alındığında bu insanların kendi çocukları için en temel inançlarının öğretileceği eğitim kurumları oluşturmaları ve buralarda kendi inançlarının çocuklarına ve gelecek nesillere öğretilmesini istemeleri ve bunu amaçlamaları anlaşılır bir durum olmaktadır.
Ülkemizde var olan tarikat ve cemaatler kendi metafizik anlayışlarını eğitim yoluyla çocuklara ve gençlere aktarmak amacıyla eğitim kurumları oluştururken ülkemiz dışından yer alan tarikatlar ve cemaatler de aynı amaçla eğitim kurumları oluşturmaktadırlar.
Türkiye'de Azınlıklar ve Azınlık Okulları veya Rum, Yahudi ve Ermeni Cemaatleri tarafından kurulan eğitim kurumları da eğitim ile metafizik ilişkisini ortaya koyan somut örneklerdir.
Yaşamlarının belli aşamalarında, tam eğitilebilen ve şekillendirilip dönüştürülebilen insanlar ile uğraşan tüm eğitimciler için metafiziğin antropolojik yönü özellikle önemlidir. Eğitimin amacı ile doğrudan ilişkili olan eğitilme, şekillenme ve istendik yönde dönüşüm gösterebilme, insanın doğası ile ilişkilidir.
Bu bakımdan, insanın doğası ile ilgili düşünceler ve fikirler ve bu düşünce ve fikirlerin gelişmesi, bir başka ifade ile antropolojik düşünceler, eğitimin uzak, genel ve özel amaçlarının belirlenmesinde etkilidir.
Metafizik alanın antropolojik boyutu ile doğrudan ilgili olarak şu sorular sorulabilir:
Öğrenci tam bir insan mıdır?
Eğitimin merkezinde öğrenci olabilir mi?
Öğretmen merkezli eğitim doğru mudur?
Bir insan olarak öğrencinin fiziksel, ruhsal ve bilişsel gelişimi ve dönüşümünde eğitimin olumlu ve olumsuz etkisi nedir?
Eğitim insan doğasına uygun mudur?
Eğitim sistemi içinde yer alamayan insanlar doğal yapısını koruyan saf insanlar mıdır?
Her çocuk Tanrının çocuğu mudur?
Çocuklar doğuştan kötü ve günahkâr olarak mı doğar?
Çocuklar masum mudur?
Eğitim çocukların inancını yok eder mi?
Eğitim sistemi insanı ateist yapar mı?
Bu sorulara verilen cevaplar, eğitim programının geliştirilmesinde, özellikle programın hedeflerinin belirlenmesinde önemlidir.
Metafizik inançlar ve antropolojik düşünceler, eğitilecek insana yaklaşım, eğitimin içeriğinin belirlenmesi, öğrencilerin genel doğasına yönelik tutumlar, kullanılacak yöntem ve teknikler bakımından da önemlidir.
Not: Bu yazı EFE AKADEMİ tarafından yayınlanan Eğitimin Felsefi Temelleri adlı kitabımın 47-49 sayfalarında yer almaktadır.

