Ortalık karıştı, düzen bozuldu. Hasta ve doktor rolleri değişti. Bir de işin içine hasta yakınları girince ortalık karıştı. Hasta Hakları bahane edildi. Hasta bakıcı idareci, hasta doktor oldu. Hasta, gücü yetse doktoru dövecek ama onun yerine hasta yakınları doktora saldırır hale geldi. Haberler medyada yerini buldu.
“Hasta yakınları tarafından darbedilen doktor”,
“Hasta yakınları doktoru öldüresiye dövdü”,
“Dr. Ersin Arslan ve Şiddet Sonucu Kaybettiğimiz Hekimler Birçok İlde Anıldı.”
Hasta da, doktor da, hasta yakını da haddini bilmeli, sınırları gözetmeli. Ama olmuyor!
*****
Öğretmen ve öğrenci yer değiştirdi. Öğrenci öğretmene saldırıyor, öğretmen öğrenciyi dövüyor. Araya bir de öğrenci velisi girince ortalık iyicene karışıyor.
“Öğretmenden öğrenciye şiddet”,
“Öğrenci velisi okulu basıp öğretmeni darbetti”
“Bir öğretmen, tahtaya kaldırdığı kız öğrenciye sınıfın ortasında fiziksel ve sözlü şiddet uyguladı”
“Öğrenci öğretmeni dövdü”
*****
Ne öğrenci kendisini öğrenci olarak görüyor, ne de öğrenci velisi kendisinin sadece veli olduğunun farkında. Öğretmen, öğrenci ve öğrenci velisi şiddete başvuruyor. Kimse haddini bilmiyor. Öğrenci öğrenciliğini yapmıyor, öğretmen de öğretmenliğini. Bir de öğrenci velisi devreye giriyor. Ne öğrenciyi ne de öğretmeni kendi işini yapması için bırakmıyor.
*****
Ortalık karıştı, düzen bozuldu. Okulda yöneticiler var, öğretmenler var ve öğrenciler var. İdareciler, öğretmenler ve öğrenciler iç içe geçen üç halkadan oluşan bir bütün. Birbirini tamamlarlar ve birisi yoksa diğerleri de yoktur. İdareci, öğretmen ve öğrenci arasında dinamik bir ilişki ve karşılıklı bir etkileşim var. Karşılıklı olarak birbirini etkilerler ve süreci belirlerler.
*****
Okullarda idareciler, öğretmenler ve öğrenciler bir kast sistemini oluşturmaz. Sınıfsal bir hiyerarşi ve kategori söz konusu olamaz. Böyle olmadığı için idareciler, öğretmenler ve öğrenciler arasında bir çatışma, baskılama ve dışlama söz konusu olamaz. Böyle olursa zaten bütünlük bozulur ve ayrışma ve çatışma başlar. İdareci idareciliğini yapar, öğretmen öğretmenliğini ve öğrenci de öğrenciliğini yapar. Bu dişliler bir uyum içinde çalışırsa işlevsel olur. Haddini aşan, diğerinin sınırını aşan, işlevini yapmaya girişen unsur çarkların durmasına ve işleyişin bozulmasına yol açar.
*****
İdareci, öğretmen ve öğrenciden oluşan bütünün sağlam işleyişi ve sürdürülebilirliği için öğrenci velisinin de kendisine tevdi edilen görevi yapması faydalı olur. Sürece doğrudan katılım yerine paydaşlardan birisi olan öğrencisinin seyri konusunda bilgi vermesi veya istenmeyen durumlarda okul idarecilerini haberdar etmesi de onun görevidir.
*****
Yoksa öğrenci velisinin öğretmeni tehdit etmesi, öğretmene şiddet uygulaması, hatta görev başında silahlı saldırıda bulunması haddini aşmanın en uç örneklerinden biridir. Veli ne idarecidir, ne öğretmen ne de öğrenci. Veli de haddini bilmeli.
*****
Eski Milli Eğitim bakanı Ziya Selçuk hocanın dediği gibi “Öğretmenler, öğretmenliğini yapsın bırakın izin verin!”
İdarecileri idareciliğini yapsın!
Öğretmenler öğretmenliğini yapsın!
Öğrenci, öğrenciliğini yapsın!
Anne-babalar da veliliğini yapsın!
Herkes haddini bilsin, sınırları tanısın, saygı göstersin, katkıda bulunsun! Herkes birbirinin itibarını korusun!
Herkes kendi işini, kendi görevini iyi yapsın. Atatürk’ün dediği gibi "Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır."

