Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN
 

Kral Çıplak diyebilmek!

Bizim eğitim sistemimiz gerçeği olduğu gibi, içtenlikle ve istekle dile getirmenin erdemi üzerinde durmaz. Tam tersine gerçeği çıplak haliyle söylemek, dile getirmek "patavatsızlık" olarak görülmektedir. Elbette burada gelenekler, alışkanlıklar, deneyimler de etkili olur. Fakat en tehlikelisi ve yaygın olanı çevre baskısı, korku ve gelecek kaygısı. Okullarımızda gerçeğin nasıl anlatılacağı, ifade edileceği bir şekilde öğretilmeli. Fakat bizzat okuldaki eğitim, gerçeğin ne olduğu ve ifade edilmesinin ne kadar büyük bir erdem olduğu düşüncesi ve gerekliliği üzerinde durmaktan kaçınmaktadır. Bir sosyal deney yapılsa ve okuldaki gençlerimize ülkemizdeki siyasi durumla veya ekonomik durumla ilgili görüşleri sorulsa cevap verenler olur mu? Cevap verenler olursa, çıplak gerçeği ifade ederler mi? Korkmadan, çekinmeden, içtenlikle ve samimiyetle cevap veren gençlerin oranı ne kadar olur? Gençlerimiz "Kral Çıplak" diyebilir mi? Hans Christian Andersen'in “İmparatorun Yeni Giysileri” adlı meşhur öyküsünü hatırlayalım. İmparator gözümüzün önünde tamamen çıplak yürüyor. Kimse kötü görünmemek, kötü olarak yaftalamamak için yüksek sesle “kral çıplak” demeye cesaret edemiyor. Bu duruma aptallık da diyebiliriz. Fakat korkularımızın devreye girdiği gerçeğini de saklayamayız. “Kral çıplak” dersek neler olur? Başımıza neler gelir? Kral deyince aklınıza tek bir kral gelmesin. Etrafımız kendi çapında çıplak dolaşan krallarla çevrili. Akademisyen iseniz rektöre “kral çıplak” diyemezsiniz. Öğretmen iseniz müdürünüze veya müdürlerinize “kral çıplak” diyemezsiniz. Öğrenci iseniz öğretmeninize veya öğretim görevlinize “kral çıplak “ diyemezsiniz. Siyasilere “kral çıplak” diyebilir misiniz? Bu durum çıplak kralların da hoşuna gidiyor. Dalkavukları olan krallar gün geçtikçe artıyor. Etrafınıza dikkatli bakarsanız dalkavuklarla kuşatılmış çıplak kralları kolayca görebilirsiniz. Fakat “kral çıplak” diyebilir misiniz? Şahsen ben diyemiyorum. Gördüğüm çıplak krallar Şam Şeytanı gibi sırıtarak dolaşıyor. Çıplaklar. Bütün uzuvları açıkta. Kararmış kalpleri, mühürlenmiş ar damarları, dumura uğramış vatan ve millet sevgileri, “ama para bende” gülücükleri, … İyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışmamız gerekirken tarafımızda çıplak dolaşan krallar ve kralcıkların çıplak olduğunu bile söyleme cesaretimiz kalmadı. Gilbert Keith Chesterton (1874-1936) bu durumu şöyle ifade ediyor: “Yakında, iki artı ikinin dört ettiğini söyleyen bir adamın yuhalanacağı, ineklerin boynuzları olduğunu söyleyen herkese karşı öfkeli bir topluluk çığlıklarının yükseleceği, üçgene üç kenarlı şekil demenin sapkınlık olarak görülüp infaz edileceği ve çimenin yeşil olduğunu söyleyerek bir kalabalığı kızdıran bir adamın asılacağı bir dünyada olacağız.” Ama kralın çıplak olduğunu söylemeye cesaret etmek gerekiyor. Ne zaman hikayede geçen masum bakışlı çocuk olduk işte o zaman İyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalıştık demektir. Öyle ise güçlülerden korktuğumuz için söylemeye cesaret edemediğimiz şeyleri açıkça görmemiz yeterli değil. Gördüklerimizi de derin bir sevgiyle, içtenlikle, görev bilinci ile doğru zamanda, doğru yöntemle ifade etmeyi de öğrenmiş olmamız gerekir. Günümüzde ve özellikle ülkemizde gerçeği söylemekten daha heyecan verici ve zorlu bir macera yok gibi. Ne olursa olsun “kral çıplak” diyebilmek, iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışma görevidir.
Ekleme Tarihi: 01 Temmuz 2026 -Çarşamba
Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN

Kral Çıplak diyebilmek!

Bizim eğitim sistemimiz gerçeği olduğu gibi, içtenlikle ve istekle dile getirmenin erdemi üzerinde durmaz. Tam tersine gerçeği çıplak haliyle söylemek, dile getirmek "patavatsızlık" olarak görülmektedir.

Elbette burada gelenekler, alışkanlıklar, deneyimler de etkili olur. Fakat en tehlikelisi ve yaygın olanı çevre baskısı, korku ve gelecek kaygısı.

Okullarımızda gerçeğin nasıl anlatılacağı, ifade edileceği bir şekilde öğretilmeli. Fakat bizzat okuldaki eğitim, gerçeğin ne olduğu ve ifade edilmesinin ne kadar büyük bir erdem olduğu düşüncesi ve gerekliliği üzerinde durmaktan kaçınmaktadır.

Bir sosyal deney yapılsa ve okuldaki gençlerimize ülkemizdeki siyasi durumla veya ekonomik durumla ilgili görüşleri sorulsa cevap verenler olur mu? Cevap verenler olursa, çıplak gerçeği ifade ederler mi? Korkmadan, çekinmeden, içtenlikle ve samimiyetle cevap veren gençlerin oranı ne kadar olur?

Gençlerimiz "Kral Çıplak" diyebilir mi?

Hans Christian Andersen'in “İmparatorun Yeni Giysileri” adlı meşhur öyküsünü hatırlayalım. İmparator gözümüzün önünde tamamen çıplak yürüyor. Kimse kötü görünmemek, kötü olarak yaftalamamak için yüksek sesle “kral çıplak” demeye cesaret edemiyor.

Bu duruma aptallık da diyebiliriz. Fakat korkularımızın devreye girdiği gerçeğini de saklayamayız.

“Kral çıplak” dersek neler olur? Başımıza neler gelir?

Kral deyince aklınıza tek bir kral gelmesin. Etrafımız kendi çapında çıplak dolaşan krallarla çevrili.

Akademisyen iseniz rektöre “kral çıplak” diyemezsiniz.

Öğretmen iseniz müdürünüze veya müdürlerinize “kral çıplak” diyemezsiniz.

Öğrenci iseniz öğretmeninize veya öğretim görevlinize “kral çıplak “ diyemezsiniz.

Siyasilere “kral çıplak” diyebilir misiniz?

Bu durum çıplak kralların da hoşuna gidiyor. Dalkavukları olan krallar gün geçtikçe artıyor. Etrafınıza dikkatli bakarsanız dalkavuklarla kuşatılmış çıplak kralları kolayca görebilirsiniz. Fakat “kral çıplak” diyebilir misiniz?

Şahsen ben diyemiyorum. Gördüğüm çıplak krallar Şam Şeytanı gibi sırıtarak dolaşıyor. Çıplaklar. Bütün uzuvları açıkta. Kararmış kalpleri, mühürlenmiş ar damarları, dumura uğramış vatan ve millet sevgileri, “ama para bende” gülücükleri, …

İyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışmamız gerekirken tarafımızda çıplak dolaşan krallar ve kralcıkların çıplak olduğunu bile söyleme cesaretimiz kalmadı.

Gilbert Keith Chesterton (1874-1936) bu durumu şöyle ifade ediyor:

“Yakında, iki artı ikinin dört ettiğini söyleyen bir adamın yuhalanacağı, ineklerin boynuzları olduğunu söyleyen herkese karşı öfkeli bir topluluk çığlıklarının yükseleceği, üçgene üç kenarlı şekil demenin sapkınlık olarak görülüp infaz edileceği ve çimenin yeşil olduğunu söyleyerek bir kalabalığı kızdıran bir adamın asılacağı bir dünyada olacağız.”

Ama kralın çıplak olduğunu söylemeye cesaret etmek gerekiyor. Ne zaman hikayede geçen masum bakışlı çocuk olduk işte o zaman İyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalıştık demektir.

Öyle ise güçlülerden korktuğumuz için söylemeye cesaret edemediğimiz şeyleri açıkça görmemiz yeterli değil. Gördüklerimizi de derin bir sevgiyle, içtenlikle, görev bilinci ile doğru zamanda, doğru yöntemle ifade etmeyi de öğrenmiş olmamız gerekir.

Günümüzde ve özellikle ülkemizde gerçeği söylemekten daha heyecan verici ve zorlu bir macera yok gibi.

Ne olursa olsun “kral çıplak” diyebilmek, iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışma görevidir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve torostimes.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.