Akademide Ölçüm Çıkmazı: Bilginin Değeri Sayılara Sığar mı?
Akademide Ölçüm Çıkmazı: Bilginin Değeri Sayılara Sığar mı?
TOROS TIMES ve BİREBİR HABER yazarı Prof. Dr. Mehmet Şahin, çağdaş akademide yayın, atıf, Q1 ve h-indeksi gibi ölçütlerin bilimsel değerin önüne geçmesini eleştirdi.
TOROS TIMES ve BİREBİR HABER yazarı Prof. Dr. Mehmet Şahin, çağdaş akademide yayın, atıf, Q1 ve h-indeksi gibi ölçütlerin bilimsel değerin önüne geçmesini eleştirdi.
TOROS TIMES köşe yazarı Prof. Dr. Mehmet Şahin, “Çağdaş Akademinin Trajedisi” başlıklı yazısında üniversitelerde giderek güçlenen performans ve ölçüm kültürünü ele aldı. Şahin, bilimsel üretimi değerlendirmek amacıyla geliştirilen göstergelerin zamanla araştırmanın yönünü belirleyen hedeflere dönüştüğüne dikkat çekti.
Araştırmanın Değil, Yayının Peşinde Bir Akademi
Şahin’e göre çağdaş akademide araştırmacılara yöneltilen temel sorular giderek değişiyor. Araştırmanın hangi bilimsel probleme cevap verdiğinden çok kaç yayın üretildiği, makalenin hangi kategorideki dergide yayımlandığı, aldığı atıf sayısı ve araştırmacının h-indeksi öne çıkıyor.
Bu yaklaşım, araştırmacıları önemli bilimsel soruların peşinden gitmek yerine daha kısa sürede yayımlanabilecek ve akademik performans sistemlerinde karşılık bulabilecek çalışmalar üretmeye yöneltebiliyor.
“Sorun Bibliyometrinin Epistemolojiye Dönüşmesidir”
Akademik kurumların atama, yükseltme, fon dağıtımı ve performans değerlendirmesi için nesnel ölçütlere ihtiyaç duyduğunu kabul eden Şahin, asıl sorunun bibliyometrik göstergelerin kullanılması olmadığını belirtti.
Şahin’in eleştirisi, bu göstergelerin bilimsel değeri ölçmeye yardımcı araçlar olmaktan çıkarılarak doğrudan bilginin değerini belirleyen ölçütler hâline getirilmesine odaklanıyor. Buna göre çok atıf alan bir makalenin mutlaka daha değerli, Q1 kategorisindeki bir dergide yayımlanan her çalışmanın da zorunlu olarak daha nitelikli olduğu söylenemez.
Sayılamayan Akademik Katkılar
Yazıda, akademik hayatın rakamlarla kolayca ifade edilemeyen yönlerine de dikkat çekildi. Bir öğrencinin düşünce dünyasını değiştiren öğretmenin etkisi, nadir bir hastalık üzerinde yıllarca çalışan araştırmacının bir aileye doğru tanı sağlaması veya uzun süre ilgi görmeyen bir problemin gelecekte bilimsel bir alanın yönünü değiştirmesi standart performans göstergeleriyle ölçülemeyebilir.
Şahin, çağdaş akademinin temel yanılgısını “kolay ölçülebilen” ile “gerçekten önemli olan” arasındaki farkın gözden kaçırılması olarak değerlendiriyor.
Ölçüt Hedefe Dönüşürse Anlamını Kaybeder
Prof. Dr. Mehmet Şahin, yazısında Goodhart Yasası’na da gönderme yaparak bir göstergenin doğrudan hedef hâline getirilmesi durumunda güvenilir bir ölçüt olma niteliğini kaybetmeye başlayacağını ifade etti.
Yayın sayısının temel başarı kriterine dönüştürülmesi daha fazla yayın üretme baskısını, atıf sayısının ödüllendirilmesi atıfları artırmaya yönelik stratejileri, Q1 yayın koşulu ise araştırma sorusundan önce hedef derginin düşünülmesini beraberinde getirebiliyor.
Bilimsel Katkı Yerine Ölçülebilir Çıktı
Şahin’in değerlendirmesine göre akademik sistem, araştırmacıdan önemli bir bilimsel katkı sunmasını istemek yerine giderek “önemli görünmesini sağlayacak ölçülebilir çıktılar” üretmesini talep ediyor.
Bu iki hedef arasındaki fark ise bilginin anlamını, akademik özgünlüğü ve üniversitenin hakikat arayışındaki temel işlevini tehdit ediyor. Şahin, bilimsel niteliğin yalnızca rakamlar üzerinden değerlendirilmediği; araştırmanın toplumsal, düşünsel ve insani etkisinin de dikkate alındığı daha dengeli bir akademik değerlendirme anlayışına ihtiyaç bulunduğunu ortaya koyuyor.
Mersin HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



