Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Ömer ŞAHİN
Köşe Yazarı
Ömer ŞAHİN
 

Bülent Arınç ve Dindarlıktan Kaçış

TBMM eski Başkanı Bülent Arınç "Bu toplum aziz millet olmaktan çıktı. Dindarlık şu anda herkesin kaçtığı bir noktaya geldi’ dedi. Sözleri genellikle Türkiye’deki muhafazakârlık anlayışının geçirdiği değişimlere ve siyaset-din ilişkisinin toplumsal yansımalarına yönelik bir özeleştiridir. Sadece Bülent ARINÇ değil muhafazakâr camiada aynı veya benzer mihvalde Kemal Öztürk, Ayşe Böhürler, Nihal Bengisu Karaca, Abdurrahman Dilipak, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu da görüş belirtmişlerdir. Arınç,  bu ifadeleriyle kamuoyunda çok büyük yankı uyandırmış birkaç temel noktaya parmak basmıştır. Sosyolojik ve Ahlaki Dönüşüm "Aziz millet aziz olmaktan çıktı" ifadesiyle, toplumun bir arada durmasını sağlayan ortak değerlerin, nezaketin ve ahlaki pusulanın zayıfladığını savunuyor. Toplumun kutuplaşması, hoşgörünün azalması ve manevi derinlikten ziyade şekilciliğin ön plana çıkmasına bir sitem niteliği taşıyor. Dindarlık Algısındaki Aşınma "Dindarlık herkesin kaçtığı bir nokta" tespiti, Arınç’ın en dikkat çeken vurgusu. Burada kastettiği genellikle şu başlıklar altında toplanabilir: İmaj Kaybı: Dindarlığın; lüks, şatafat, yolsuzluk veya siyasi çıkarlarla anılır hale gelmesinin, özellikle genç nesillerde bir mesafe oluşturduğunu ima ediyor. Siyasallaşma: Dinin gündelik siyasetin içinde çok fazla araçsallaştırılmasının, manevi duyguların içini boşalttığını ve insanları bu kavramdan soğuttuğunu dile getiriyor. "Mahalle" İçinden Bir Eleştiri Arınç, AK Parti’nin kurucu kadrolarından biri olarak, temsil ettikleri "dindar nesil" veya "muhafazakar toplum" idealinin beklenilenin aksine farklı bir yöne evrildiğini itiraf ediyor. Bu, dışarıdan bir eleştiri değil, bizzat yapının içinden gelen bir "Nerede hata yaptık?" sorusudur. Bu durum, sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok yerinde sosyologların ve ilahiyatçıların üzerine en çok kafa yorduğu konulardan biri. "Toplum dinden kaçıyor mu, yoksa dinin yaşanış biçimi mi değişiyor?" sorusu bu tartışmanın merkezinde yer alıyor. Bu durumu anlamlandırmak için birkaç farklı pencereden bakabiliriz: "Kaçış" mı, "Uzaklaşma" mı? İnsanlar genellikle dinden ziyade; dini temsil eden kurumlara, kişilere veya politize olmuş söylemlere karşı bir mesafe koyuyor. Bu durum literatürde birkaç farklı şekilde adlandırılıyor: Deizm Eğilimi: Bir yaratıcıya inanıp, dinlerin sunduğu kurumsal yapıya ve kurallara mesafeli durma hali. Bireyselleşme: Kişinin "atadan kalma" inancı değil, kendi süzgecinden geçirdiği bir inancı benimsemek istemesi. Sekülerleşme: Günlük hayatın pratiklerini (ekonomi, eğitim, hukuk) dini referanslardan bağımsız yürütme arzusu. Bu Durumun Nedenleri Neler Olabilir? Toplumdaki bu değişimi tetikleyen bazı temel dinamikler şunlar: Temsiliyet Sorunu: Dini değerleri savunduğunu söyleyen kişi veya grupların, bu değerlerle çelişen davranışlar (yolsuzluk, adaletsizlik, samimiyetsizlik) sergilemesi, özellikle genç kuşaklarda büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. Dijitalleşme ve Bilgi Çağı: İnternet sayesinde insanlar farklı felsefelerle, eleştirel düşüncelerle ve tarihsel gerçeklerle çok daha hızlı karşılaşıyor. "Sorgulanmayan inanç" dönemi yerini "kanıt ve mantık" arayışına bırakıyor. Yaşam Tarzı Çatışması: Modern dünyanın getirdiği özgürlük anlayışı ve bireysel yaşam alanı, katı dini yorumların sınırlarıyla her zaman örtüşmüyor. Özetle, dindarlık "yok olmuyor", sadece kabuk değiştiriyor. Geleneksel ve cemaat eksenli dindarlık zayıflarken; daha bireysel, daha sorgulayıcı bir yaklaşım yükseliyor. Din adına konuşanların yarattığı imaj, modern yaşamın sunduğu imkanlar ve sonuç bu.
Ekleme Tarihi: 13 Şubat 2026 -Cuma
Ömer ŞAHİN

Bülent Arınç ve Dindarlıktan Kaçış

TBMM eski Başkanı Bülent Arınç "Bu toplum aziz millet olmaktan çıktı. Dindarlık şu anda herkesin kaçtığı bir noktaya geldi’ dedi. Sözleri genellikle Türkiye’deki muhafazakârlık anlayışının geçirdiği değişimlere ve siyaset-din ilişkisinin toplumsal yansımalarına yönelik bir özeleştiridir.

Sadece Bülent ARINÇ değil muhafazakâr camiada aynı veya benzer mihvalde Kemal Öztürk, Ayşe Böhürler, Nihal Bengisu Karaca, Abdurrahman Dilipak, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu da görüş belirtmişlerdir. Arınç,  bu ifadeleriyle kamuoyunda çok büyük yankı uyandırmış birkaç temel noktaya parmak basmıştır.

Sosyolojik ve Ahlaki Dönüşüm

"Aziz millet aziz olmaktan çıktı" ifadesiyle, toplumun bir arada durmasını sağlayan ortak değerlerin, nezaketin ve ahlaki pusulanın zayıfladığını savunuyor. Toplumun kutuplaşması, hoşgörünün azalması ve manevi derinlikten ziyade şekilciliğin ön plana çıkmasına bir sitem niteliği taşıyor.

Dindarlık Algısındaki Aşınma

"Dindarlık herkesin kaçtığı bir nokta" tespiti, Arınç’ın en dikkat çeken vurgusu. Burada kastettiği genellikle şu başlıklar altında toplanabilir:

İmaj Kaybı: Dindarlığın; lüks, şatafat, yolsuzluk veya siyasi çıkarlarla anılır hale gelmesinin, özellikle genç nesillerde bir mesafe oluşturduğunu ima ediyor.

Siyasallaşma: Dinin gündelik siyasetin içinde çok fazla araçsallaştırılmasının, manevi duyguların içini boşalttığını ve insanları bu kavramdan soğuttuğunu dile getiriyor.

"Mahalle" İçinden Bir Eleştiri

Arınç, AK Parti’nin kurucu kadrolarından biri olarak, temsil ettikleri "dindar nesil" veya "muhafazakar toplum" idealinin beklenilenin aksine farklı bir yöne evrildiğini itiraf ediyor. Bu, dışarıdan bir eleştiri değil, bizzat yapının içinden gelen bir "Nerede hata yaptık?" sorusudur.

Bu durum, sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok yerinde sosyologların ve ilahiyatçıların üzerine en çok kafa yorduğu konulardan biri. "Toplum dinden kaçıyor mu, yoksa dinin yaşanış biçimi mi değişiyor?" sorusu bu tartışmanın merkezinde yer alıyor.

Bu durumu anlamlandırmak için birkaç farklı pencereden bakabiliriz:

"Kaçış" mı, "Uzaklaşma" mı?

İnsanlar genellikle dinden ziyade; dini temsil eden kurumlara, kişilere veya politize olmuş söylemlere karşı bir mesafe koyuyor. Bu durum literatürde birkaç farklı şekilde adlandırılıyor:

Deizm Eğilimi: Bir yaratıcıya inanıp, dinlerin sunduğu kurumsal yapıya ve kurallara mesafeli durma hali.

Bireyselleşme: Kişinin "atadan kalma" inancı değil, kendi süzgecinden geçirdiği bir inancı benimsemek istemesi.

Sekülerleşme: Günlük hayatın pratiklerini (ekonomi, eğitim, hukuk) dini referanslardan bağımsız yürütme arzusu.

Bu Durumun Nedenleri Neler Olabilir?

Toplumdaki bu değişimi tetikleyen bazı temel dinamikler şunlar:

Temsiliyet Sorunu: Dini değerleri savunduğunu söyleyen kişi veya grupların, bu değerlerle çelişen davranışlar (yolsuzluk, adaletsizlik, samimiyetsizlik) sergilemesi, özellikle genç kuşaklarda büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor.

Dijitalleşme ve Bilgi Çağı: İnternet sayesinde insanlar farklı felsefelerle, eleştirel düşüncelerle ve tarihsel gerçeklerle çok daha hızlı karşılaşıyor. "Sorgulanmayan inanç" dönemi yerini "kanıt ve mantık" arayışına bırakıyor.

Yaşam Tarzı Çatışması: Modern dünyanın getirdiği özgürlük anlayışı ve bireysel yaşam alanı, katı dini yorumların sınırlarıyla her zaman örtüşmüyor.

Özetle, dindarlık "yok olmuyor", sadece kabuk değiştiriyor. Geleneksel ve cemaat eksenli dindarlık zayıflarken; daha bireysel, daha sorgulayıcı bir yaklaşım yükseliyor.

Din adına konuşanların yarattığı imaj, modern yaşamın sunduğu imkanlar ve sonuç bu.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve torostimes.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.